Tjikuzu: “Cesur Bir Savaşçıyım”
17 Ağustos, 2009 saat 15:36 yayınlandı
Trabzonspor’un Namibyalı oyuncusu Razundara Tjikuzu, herkesin işin bir ucundan tutması halinde sonunda başarıyı elde edebileceklerini belirtti. Bu haberin devamını okuyun →
17 Ağustos, 2009 saat 15:36 yayınlandı
Trabzonspor’un Namibyalı oyuncusu Razundara Tjikuzu, herkesin işin bir ucundan tutması halinde sonunda başarıyı elde edebileceklerini belirtti. Bu haberin devamını okuyun →
21 Temmuz, 2009 saat 13:27 yayınlandı
Trabzonspor’un başarılı oyuncularından Selçuk İnan geçen sezon ve gelecek sezona yönelik Trabzonspor dergisine değerlendirmelerde bulundu. Bu haberin devamını okuyun →
8 Nisan, 2009 saat 13:44 yayınlandı
Trabzonspor’un eski başkan Yardımcılarından Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu ile Trabzonspor Kulübü’nde bu yıl yaşanan büyük değişimi konuştuk.
Geleceğe yönelik değerlendirmelerini aldık ve topluma yönelik mesajlarını dinledik. İşte Ağaoğlu’nun sorularımıza verdiği cevaplar…
“BİR ÇOK PROJE HAYATA GEÇİRİLDİ”
Trabzonspor’da değişen bir görüntü var. Bu neden kaynaklandı size göre?
Yönetim sistemindeki değişikliklerden kaynaklanıyor. Çok basit şeylerden başlayalım. Mesela kolbastı. İkincisi kombine satışları. Stadın yenilenmesi. 61. dakika şovu. Bunların hepsi yönetici zekasının ürünü olarak ortaya çıkan olaylar. Son derece basit gibi görünen bu gelişmeler Trabzonspor’un uzun süredir sıkıntı çektiği konuların arka planda kalmasını sağladı.
Bu sıkıntılar neydi mesela?
Trabzonspor bizim de yöneticilik yaptığımız yıllar dahil, tribünlerle bir türlü barışık olamadı. Tribünle takım çok farklı irtifalarda seyrediyorlardı. Mesela ‘tribün dönmeye başladı’ lafı Trabzon’dan çıktı. Bir takımın seyircisi takımına sırt döner mi? Başta burada bir değişim yaşandı. Artık taraftar takımına sırtını dönmüyor. Az önce bahsettiğimiz konular, bu sıkıntının aşılmasını sağladı.
“TRANSFERLER ZAMANINDA YAPILDI”
Yapılanlar toplumda kabul gördü yani…
Bu gelişmeler futbolcular üzerinde oluşan durumu pozitife çevirdi. Bunun ötesinde Trabzonspor bu yıl flaş transfer yapmamasına rağmen alınan bütün oyuncular zamanında kadroya katıldı. Bu çok önemli. Bana göre transferde bütün kriterler uysa dahi futbolcuyu zamanında almadıktan sonra verim elde edemezsiniz. İsabetli transferler hazırlık dönemi öncesinde yapıldığı için uyum sorunu denilen konu erken aşılmış oldu. Ben ‘futbolcu dediğin alacak topu gidecek, uyum muyum anlamam’ diyenlere katılmıyorum. Trabzon’a geliyorsunuz. Kente, insana, takıma, sisteme, birlikte oynayacağın arkadaşlarına uyum önemlidir. Yurt içinde ve dışında yapılan kamplar bu sürecin atlatılmasında önemli rol oynadı. Bütün kadronun sezona birlikte başlaması önemliydi. Örneğin Alanzinho. Yanlış transfer demiyorum. Çok iyi futbolcu. Ancak en kötü ihtimalle ikinci yarı hazırlık dönemi başına yetiştirilseydi en az 6-8 hafta kazanırdı. Bu durum daha önceki transferlerin zamanında transfer edilmesinin önemini anlatıyor. Bunların yanında önemli bir konu daha camianın birlik ve bütünlük içinde olması. Benim geçmişte söylediğim bir söz vardı; ‘Birlik ve bütünlük olmadığı sürece Bush bile gelse bu takımı yönetemez’ demiştim ve çok tepki almıştım. Ne söylemek istediğim sorulmuştu. Ben işte bugünkü durumu demek istemiştim.
“ŞENER FAKTÖRÜ ÇOK ÖNEMLİ”
En önemli faktör hangisi sizce?
Burada Sadri Şener gibi çok önemli bir faktör var. Herkesin sevdiği, saydığı, imkanı olanların da yardım etmek istediği bir başkan profili. Yurdun çeşitli yerlerinde olup yönetimde olmamasına karşın destek vermek isteyen bir sürü insan var. Küçük ayrıntılardan bahsettik. Ancak en önemli faktör Sadir Şener’dir bana göre.
Genel bir inanış var. Futbolda herşeyi yapalım, başarı kendiliğinden gelir diye. Sizin söylediğinize göre yukarıdan takımı kurup sonuç aldıkça birşeyler değişiyor. Bu ezberi değiştirmesi mi gerek Trabzonspor’un?
Kesinlikle. Yaygın kanı her şeyin saha sonuçlarına bağlı olduğu. Saha sonuçları düzgün ve kurumsal yönetilmeye bağlı. Herşeyi düzgün yaparsanız saha sonuçları gelecektir zaten. Baştan başlayalım, vasat futbolcuları da transfer etti Trabzonspor. Onlardan bile yüzde 60 performans alıyor. Uygun şartlarda ancak zamanında olmayan transferlerden ise yüzde 10 performans alamıyorsunuz. Bunun en güzel örneği Marcelinho’ydu.
“BASKI HER ZAMAN HATAYA ZORLAR”
Bir de ekonomiden kaybediyorsunuz…
Zaten hatalar başladığı zaman onlar ardı sıra geliyor. Ekonomiden, popülaritenizden, reytinginizden kaybedersiniz, camiayla ilişkileriniz sıkıntıya girer. Bu sefer yönetim içerisinde sıkıntı başlar. Bunlar baskı oluşturur. Baskıyı yediğiniz anda da hatalar zincirleme devam eder. O baskıyı yememek lazım. Bu, insanın doğasında var. Hakem ne zaman hata yapar; baskı altında. Futbolcu da öyle. Altı pastan gol atacağına tribünlere vurur. ’5 Yaşındaki çocuk olsa atardı’ derler. Evet belki atardı ancak baskı altındaki yıldız futbolcu boş kaleye atamaz. Baskı yönetimleri kongreye götürüyor. Sürekli kongre delegeyi baskı altına alıyor. Onlar da hata yapıyor. 25 yıl böyle devam etti. Hata yapa yapa bugünlere geldik.
“RAKİPLER BİZİ DİRİ TUTUYOR”
Trabzonspor’da 25 yıllık sürece bakıldığında sürekli “Bir yönetim gelsin, biz şampiyonluk beklemiyoruz desin. 3-5 yıllık yatırım yapsın. Başka birşey istemiyoruz” denir. Bu sezona da biraz böyle başlandı. Ancak başarı geldikçe fikirler değişti. Bu da o hevesin vermiş olduğu baskı mı?
Bu seneyi her yönüyle değerlendirmek lazım. Her maç Trabzonspor için zor. Denizlispor, Kocaelispor, Antalyaspor maçları bunların örneği. Hacettepe bize karşı bir futbol oynadı dersin Premier Ligin orta sıra takımı. Trabzonspor’un belki ligin üst sıralarında olmasının nedeni bu. Çünkü rakiplerinizin iyi performansı sizi sürekli diri tutar. Takımın teknik ya da hırs olarak bir sıkıntı yaşayacağına inanmıyorum.
“SIKINTI TAMAMEN MENTAL”
Yani “gelmişken alalım” diyorsunuz…
Trabzonspor’un bundan sonraki süreçteki sıkıntısı tamamen mental. Belki Türk sporunda bu pek fazla dile getirilen birşey değil ancak golfte bunu yakından yaşayan biri olarak, Trabzonspor’un bu saatten sonra yaşayacağı en büyük sıkıntının psikolojik olduğunu düşünüyorum. Bu baskıyı futbolcuların omuzlarından bir şekilde kaldırmak gerek.
O bir şekil için bir öneriniz var mı?
Bu camianın, yönetimin, hocanın görevi. Şunu kabul etmemiz lazım. “Üç pastan gol kaçar mı?”, “İyi bir forvet o golü kaçırır mı?” Evet iyi bir forvet o golü kaçırır. Roberto Baggio Dünya Kupası finalinde penaltı kaçırdı. O durumu her bünye kaldırmaz. Psikoloji “O da neymiş” denilecek kadar basit bir şey değildir. Bundan sonra ligin geri kalan kısımlarında bu baskıyı hangi takım aşarsa ipi göğüsler. Ben bu takımın Trabzonspor olmasını istiyorum. Buraya kadar gelmişken kazanalım. Bu sene olmazsa bir daha hiç olamayız lafına da katılmıyorum. Trabzonspor gelecek sezon da bu doğrultuda devam ederse şampiyonluğun en büyük adayı olur. 1996′da böyle oldu. Şampiyonluk kaçtıktan sonra her şey yıkıldı. O takım 3-4 yıllık bir sürecin sonucunda bir araya geldi. Bugünkü durum biraz farklı ama biz kaybedilen başarıların ardından yıkmaya hazır bir toplumuz. 1992′den 96′ya kadar verilen mücadelenin sonuydu o durum. O şampiyonluğun kaybedilmesi, kimse gücenmesin bazı hatalardan kaynaklandı. Bu çok net.
“TEKNİK HEYET ÇOK BAŞARILI”
Bu da teknik heyetin hanesine başarı olarak yazılmalı herhalde?
“Ersun Yanal’ın takımı belli bir haftadan sonra düşer” diyorlardı. Neye göre düşer? Cezalılar hariç eksik yok. Bu da araştırılmalı. Bugün gelinen noktada çıkartılabilecek çok ders var. Rakipler sakatlarla çok uğraştı. İstikrarın olmadığı yerde başarı olur mu?
“YÖNETİM CAMİAYLA BARIŞIK”
1996′da adil olmayan bir şekilde kaybedildi şampiyonluk. Saha dışı faktörlerle elimizden alındı. Bu topluma anlatılmalı, toplum da bunu anlamalıydı. Bugünkü yönetime baktığınız zaman, camiayla çok daha barışık olduğu görülüyor. Bu takım geçen sezon çok farklı bir konumdaydı. Türk toplumu olarak balık hafızalıyız biraz. O noktadan bu noktaya geldi bu takım. Bunun nedenlerinden birisi belki rakiplerin iyi olmaması ama onların yanlışlarından çok bizim doğrularımız önemli olsa gerek. Trabzonspor bu doğrularını sürdürdüğü sürece her zaman zirveye oynar. Bu yıl şampiyonluk kaybedilse dahi çok şey kaybedilmiş olmayacak. Bugünüyle değerlendirildiğinde yapılan büyük bir başarı olarak dikkate alınmalı ve incelenmeli. Bugün bütün dünyaya bakın. Kadrosunun yüzde seksenini değiştirip de ligin üst sıralarında olan bir kulüp daha bulamazsınız. En büyük başarılardan biri de futbolcu kadrosunda istikrarın yakalanmış olması. Bu kadar maç oynanmış, bu yük hemen hemen 22 kişilik kadroda yoğunlukla 13 futbolcunun sırtına binmiş ama buna rağmen darbeye dayalı sakatlık dışında eksilme olmuyor. Demek ki bu takım fizik olarak da iyi çalıştırılıyor.
“TRABZONSPOR EKONOMİK DAVRANDI”
Bu işin bir de ekonomik yapısı var. Bu kadro oluşturulurken Trabzonspor’un modeline uymadığı yönünde eleştiriler yapıldı. Buna ne derece katılıyorsunuz?
Ben ona katılmıyorum. Trabzonspor çok ekonomik davranarak iyi bir kadro oluşturdu. Bugün şampiyonluk mücadelesi verilen bu kadronun ederi nedir; 30 milyon dolar. Bu parayla 150 – 200 Milyon dolarlık bütçesi olan kulüpleri arkanızda bırakıyorsanız çok ekonomik davranmışsınız demektir.
Bu sonucu kaynağa dönüştüremediği zaman sıkıntı doğar mı? Sizce bu yapılması gereken bir değişim miydi?
Yapılması gereken bir değişimdi. Alışkanlık kötü birşeydir. Eski kadroda mücadele hırsı görmüyordum. İnançlı değildiler. Başarıya yönelik istek yoktu. Hepsi yetenekliydi ancak motivasyonları kaybolmuştu. Motive olabilir miydi bilmiyorum ancak bazen yıkıp yapmak çok daha ekonomik ve efektif olabilir. Trabzonspor da bunu yaptı.
“KESİNLİKLE SABIRLI OLMALIYIZ”
Trabzonspor her zaman toplumsal reaksiyonlardan etkilenen bir yapıya sahip oldu. Bu topluma verilmesi gereken mesaj nedir size göre?
Bir kere sabırlı olmalıyız. Yüzde 98′i müslüman bir toplumuz. Allah da sabırlı olmalarını ister kullanırdan. Bu Karadeniz’in yapısına belki pek uygun değil. Hızlı yaşarız, yemeği hızlı yeriz, hızlı konuşuruz. Birilerinin 10 günde karar verdiği bir konuyu biz 10 saat düşünmeyiz. Şampiyonluk istiyoruz, ne zaman dün! Geçen sezon nerelerde olan bir takımdan şampiyonluk istiyoruz. Golü erken istiyoruz, sonuç istiyoruz. Her şey bir an önce olsun bitsin istiyoruz. Bu alışkanlığımızı biraz olsun yenmeliyiz. Futbol evrensel bir spordur. Rahmetli Süleyman Kuğu 86 yıl önce bir kitap yazdı. Türkiye’de ilk kapsamlı spor yayınıdır. Kitabın adı Association Futbol’dur. Yani bugünkü adıyla; Kollektif Futbol. Biz Karadeniz insanı olarak bireysel açıdan başarılıyız. Ancak kollektif yaşamasını da öğrenmeliyiz. Sabırlı olmalıyız. Saygı göstermeliyiz. Bugüne kadar yapılanlara şampiyon olunamadı diye sırt çevrilirse her şeyi çöpe atmış olursunuz.
Kaynak: Trabzonspor Dergisi + Haber61
7 Nisan, 2009 saat 13:00 yayınlandı
Nijeryalı futbolcu Isaac Promise takım adına taraftarlardan sabır isterken kendisi adına daha iyisini yapabilecek yeteneğe sahip olduğunu belirtti.
19 Şubat’ta babalık duygusunu yaşayan Nijeryalı futbolcu Isaac Promise takım adına taraftarlardan sabır isterken kendisi adına daha iyisini yapabilecek yeteneğe sahip olduğunu belirtti.
Potansiyelinin farkında olduğunu, bu nedenle eleştirilere kulak asmadığını ifade eden Isaac, fırsat bulduğunda gerçek kimliğini göstereceğini dile getirerek iddialı konuştu. İşte Isaac’la Beşirli’deki evinde yaptığımız sıcak söyleşiden yansıyanlar…
Öncelikle evine her konuk olduğumuz futbolcuya sorduğumuz soruyu soralım.
Tanışma hikayenizden başlayalım.
Kate, mankenlik yapıyordu. Ben onu te-levizyonda gördüm tesadüfen. Bir şekilde kendisine ulaştım ve tanıştık. İlişkimiz böyle başladı ve devam etti.
Zor oldu mu Kate’i elde etmek?
Çok da zor olmadı. Konuşmaya başladıktan sonra Kate benimle neler yaşamak istediğinden bahsetti. O şekilde gelişti.
Kate ne kadar mankenlik yaptı?
18 yaşından sonra manketlik yapmaya başladı. Özellikle bebek doğduğu için ara verdi. İleride devam edebilir. Ben buna karşı çıkmam. Dikkat edilmesi gereken bazı hususlar aşılmadığı sürece sıkıntı olmaz. Onu mutlu edecek herşeyi ben kabul ederim.
Kate Türkiye’ye uyum sağlayabildi mi?
Daha önce Ankara’ya da gelmişti. Kişilik olarak uyum sağlamaya uygun bir yapısı var. Gördüğünü çabuk algılıyor ve yapabiliyor. Bu konuda sıkıntı yaşamadı.
Ama bir modele göre çok utangaç duruyor. Ülkesinde olmamanın verdiği bir rahatsızlık ya da çekingenlik mi?
Nijerya’da havalı mankenlerden çokça görürsünüz. Ancak Kate’in karakteri çok farklı. Bu karakteri nedeniyle zaten ben O’nun iyi bir eş olabileceğini düşündüm ve evlenmeye karar verdim.
Isaac baba olmak nasıl bir duygu? İlk doğduğu zamanla şimdi arasında ne fark var?
İlk doğduğunda çok büyük bir mutluluk anıydı bizim için. Şimdilerde geceleri sorun çıkarıyor, ağlıyor. Ben kendi adıma yorgun olduğum zamanlarda bile ona bakmaya çalışıyorum. Bu konuda büyük sorumluluk annesinde. Herşeyiyle o ilgileniyor ancak yine de çok sorun çıkaran bir bebek değil. Onun var olması çok güzel. O olduğundan bu yana dünyaya bakış açımız değişti.
Isaac evde nasıl bir baba?
(Kate cevap veriyor) Oğluna yemek yedirmeyi seviyor. O’nunla ilgileniyor. Gece ağladığında ve zorlandığım zamanlarda ev işlerinde bana yardımcı olmaya çalışıyor elinden geldiğince.
Futbolcu olmasını ister misin oğlunun?
Kesinlikle istemem. Çünkü futbol çok stres dolu bir iş. Tamam güzel anlar yaşadığınız da oluyor ancak genel anlamda değerlendirdiğimizde açıkçası futbolcu olmasını istemem.
“GENELDE EVDEYİZ”
Trabzon’da nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Çoğunlukla evde vakit geçiriyoruz. Çünkü ağır idman temposu nedeniyle dinlenme ihtiyacı hissediyorum. Bunun dışında Forum’a gidiyoruz. Film izliyoruz sürekli. Nijerya filmleri var bolca. Ülkemde yayınlanan haberleri izliyorum.
Kate, Isaac sana nasıl evlenme teklif etti?
Aşama aşama oldu bu. Bir anda söylemedi. Zaten hissi olarak bunun yavaş yavaş farkına varmaya başlamıştım. Çok güzel bir duyguydu.
Trabzon’u nasıl buldun?
Burası küçük bir yer. Gidebileceğim pek fazla yer yok. Zaman zaman alışveriş merkezlerine gidiyoruz. Ama genellikle evdeyim.
“KORUMA TANRI’DAN GELİR”
İnançlarınıza bağlısınız. Beşikte İncil gördük.
Korumanın Tanrı’dan geldiğine inanıyorum. Bu yolun doğru olduğunu düşünüyorum.
Peki batıl inançlarınız var mı?
Vardır tabi ancak şuan aklıma gelmiyor. Mesela Junior’un göbek bağını toprağa gömdük. Bizde öyledir.
Isaac sakatlıktan çok korkar mısın?
Sakatlık her oyuncunun başına gelebilecek bir şey. Ancak sakatlık korkusuyla yaşadığınızda sakatlık riskiniz daha fazla oluyor. Bundan korktuğu için de bir futbolcunun katkısının azalmasının da söz konusu olacağını sanmıyorum.
Nelerden hoşlanırsın?
Uyumaktan inanılmaz hoşlanıyorum. Çok uyuyorum. Bunun haricinde film izleyip müzik dinliyorum.
Trabzon’un tarihi ve turistik yerlerini gezdin mi?
Henüz gezmedim ancak aklımda, gezeceğim.
Komşuluk ilişkileriniz nasıl?
Ben komşularıma çok teşekkür ediyorum. Onlara nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Ben evde yokken Kate’e annelik yapıyorlar. İnanılmaz bir şekilde yardımcı oldular ve olmaya devam ediyorlar bize. Özellikle hamilelik ve doğum sonrası sürekli bizlerle ilgilendiler. Bebeğimize de yün patikler ve hırkalar ördüler. Onları çok seviyoruz.
“SEKİZ KARDEŞİN EN KÜÇÜĞÜYÜM”
Isaac kalabalık bir aileden mi geliyorsunuz?
Evet biz sekiz kardeşiz. Ben sekiz kardeşin en küçüğüyüm. Önceden çok çocuk yapıyordu insanlar. Ancak şimdi modernleşme denilen olayla birlikte çocuk sayısı da giderek azalıyor. Şimdi 3-4 çocuk yapıyorlar.
Sen kaç çocuk düşünüyorsun?
Bilmiyorum bu süreç bizi bayağı yordu. O nedenle sağlıklı düşünemiyorum ama 3 çocuğum olsun isterim. Daha fazlasını sanırım istemem.
En çok beğendiğin futbolcu kim?
Thierry Daniel Henry. Türk futbolcular arasında ise Tuncay Şanlı’yı beğeniyorum.
Futbolcu olmasaydın ne olurdun?
Ben başarılı bir öğrenciydim. Tıp doktoru olmak isterdim. Annem bu yönde beni teşvik ederdi. İngilizce konuşulan bir ülkede oynarsam ileride eğitimimi tamamlamak isterim.
“ABİM BENDEN DAHA İYİ FUTBOLCU”
Ailende başka futbolcu var mı?
Bir abim var. Benden çok daha iyi bir futbol oynar. Ancak o iyi olmasına rağmen ben futbolcu oldum. Bunlar fırsatlarla ilgili birşey. O ticarete atıldı. Mesela ben onun karşısında futbol oynarken ne yapacağımı bilemiyorum. O kadar iyi oynuyor.
“BANA SİNGALO DİYORLAR”
Bir lakabın var mı?
Bana küçüklüğümden bu yana söylenen bir lakap var. Türkiye’de şimdiye kadar kimse bilmiyordu. Anlamını da araştırdım ama bulamadım. Kardeşim bu lakabı bana taktı. Nereye gitsem beni takip ediyor. Singalo diyorlar bana. Burada ise komşularım bana Karabiber diyorlar.
“BATERİ ÇALMAYI ÇOK SEVİYORUM”
Futbol dışında bir yeteneğin var mı?
Bateri çalmayı seviyorum ve çok da güzel çaldığıma inanıyorum. Uzun zamandır araştırıyorum, istediğim gibi bulursam alacağım.
Seni sürekli şapkayla görüyoruz.
Modayı çok seviyorum, özellikle şapka modasını. Futbolcu olmasaydım model de olabilirdim aslında.
Senin futbola başlaman nasıl oldu?
Ben futbola sokaklarda başladım. Futbol akademisine ilk gittiğimizde antrenör anneme eve gitmesini, benim artık onlara emanet olduğumu söyledi. İnsanlar sürekli benden ve benim oynadığım futboldan bahsetmeye başladı. Ancak annem öncelikli olarak eğitimime devam etmemi istiyordu. Süreç geliştikçe annem kararı bana bıraktı. Ben de futbolu tercih ettim.
“MAÇLARDAN ÖNCE DUA EDERİM”
Başarılı olmak için bir uğurun var mı?
İnsanların hayatları boyunca gerçekleştirmek istedikleri hedefler vardır ve bu hedefleri gerçekleştirmek için çaba gösterirsiniz. Hayata değer katmak, güzellikler yaratmak istersiniz. Bunlar gerçekleştiğinde de şükredersiniz. Ben de maça çıkmadan önce hem kendim için hem de takım için dua ederim. O an takım içindeki konumum ne olursa olsun, sonuçta takımın futbolcusuyum. Bencilce davranan futbolcuları görünce hiç hoşuma gitmez. Sonuçta orada bulunduğunuz takımın başarısı için varsınız.
Çok saygılı olduğunuzdan bahsediliyor. Bizde de büyüklere saygıya önem verilir. Bu kişiliğinizden mi yoksa kültürünüzden mi kaynaklanıyor?
Bu benim yaşadığım ve annemizin bize öğrettiği şey. Doğru yaşamaya çalışıyorum. Rahatsız edici, gürültü çıkarıcı bir tip değilim. Mükemmel değilim, kusurlarım var ancak mümkün olan en iyiyi yapmaya çalışıyorum. Bu benim yaşam biçimim.
Biraz da futbol konuşalım. Hep aynı mevkide mi oynadın?
Evet hep hücum hattında görev aldım.
“ELEŞTİRİLERE ALDIRMIYORUM”
Kendini yetersiz gördüğün yönlerin var mı?
Eleştirilerle ilgili şunu söyleyebilirim. Özellikle burada oynadığım süreçte kimse yapabileceklerimi görmedi. Bazen oluyor zor bir gün geçiriyorsunuz, bazen oluyor moralsiz oluyorsunuz. Ancak ben kendi potansiyelimi biliyorum. Yapabileceklerimin tamamını gösteremediğimi biliyorum. Bu nedenle eleştiriler konusunda beni endişelendiren pek bişey yok açıkçası.
“NİJERYA’DA SOKAKTAN TAKIM ÇIKAR”
Nijerya futbolu hakkında neler söylemek istersin?
Nijerya’da çok yetenekli oyuncular var. Sokakta top peşinde koşanlardan bile bir milli takım oluşturabilirsiniz. O kadar yetenekli oyuncular var. Ben Nijerya Milli Takımı’na bütün alt kategorilerinde oynayarak yükseldim. Ancak şuan Nijerya futbol ailesinde yolunda gitmeyen bir şeyler var. Bunu saklamanın bir anlamı yok. Bu nedenle de Milli Takıma gitmek istemiyorum.
“TEK İSTEĞİMİZ SABIR”
Trabzonspor taraftarına vermek istediğin bir mesaj var mı?
Trabzon’da herkes futbolla ilgileniyor. Trabzonspor taraftarlarının bazen çılgınca şeyler yapmasını normal karşılıyorum. Çünkü herkes başarı bekliyor. Futbolla yatıp futbolla kalkan insanların başarı beklemesi de çok normal. Ancak onlardan özellikle birşey rica ediyorum. O da sabırlı olmaları. Özellikle bizler sahada mücadele ederken bunu yapmaları çok önemli. Takım olarak elimizden gelenin en iyisini vermeye çalışıyoruz. Taraftarlarımızın olumsuz reaksiyonlarından ciddi anlamda etkileniyoruz. Futbolcu etkilenmemeli, işini yapmalı diye birşey yok. Sonuçta hepimiz insanız ve ister istemez etkileniyoruz. Yani tribündeki olumsuzluk kesinlikle sahaya olumlu yansımaz, bunun bilincinde olurlarsa oyuna katkı sağlarlar.
Bu sezondan takım olarak beklentilerin neler?
Trabzonspor için iyi bir yıl olacağına inanıyorum. Ama dediğim gibi öncelikle sabırlı olunmalı. Sabredildiğinde başarının geleceğine inanıyorum.
Isaac Promise’nin Kariyeri
Futbol kariyerine Nijerya’nın Honi Biss takımında başlayan Isaac, bir dönem sonra yine Nijerya’nın Samba Kulübü’ne transfer oldu. Bu süreçte Nijerya Genç Milli Takımı’na da davet edilen başarılı futbolcu, milli takımda oynadığı maçlar sonrası Manchester United Kulübü’ne transfer oldu. Ancak burada umduğunu bulamayan Isaac İngiliz Kulübü’nden ayrıldı. Yaşanan ayrılık sonrası Avrupa’dan birçok teklif alan Isaac, oynama garantisi aldığı Gençlerbirliği’ne evet diyerek Türkiye’ye geldi. Ülkemizde kendini gösterme imkanı bulan Nijeryalı oyuncu bu sezon başında kulübümüze transfer oldu.
Isaac sezon başından bu yana oynanan müsabakalarda toplam 1293 dakika forma giydi ve toplam dört gole imza attı.
Kaynak: Trabzonspor Dergisi
13 Mart, 2009 saat 12:46 yayınlandı
Trabzonspor teknik direktörü Ersun Yanal, hedeflerinden şaşmadıklarını söyledi. Yanal, Kulübün Mart ayı dergisine açıkmalarda bulundu.
İşte Yanal’ın açıklaması:
“Futbolda zaman zaman inişli çıkışlı grafikler çizilmesini doğal karşılamak durumundayız. Özelikle bizim ligimizde de bu yıl inanılmaz sonuçlar alınabiliyor. Alt sıralardaki takımlar, zorlu maçlardan puan çıkarabiliyorlar. Ancak her şeye rağmen genel itibariyle bakıldığında sezon başından bu yana başardığımız işler, aldığımız sonuçlar küçümsenecek düzeyde değil. Bu sonuçların hepsini oyuncularımızla, camiamızla birlikte gerçekleştirdik. Ne olursa olsun hepsiyle gurur duyduğumuz bir ekibimiz var”
“Uzun bir yolculuğa çıktık… Bu ekiple birlikte bu yolda devam edeceğiz… Beklemediğimiz anlarda beklemediğimiz kayıplarla da karşılaşabiliriz. Ama biz sonuna kadar aynı mücadele azmi ve istekle devam edeceğiz. Oyuncularımızın ilgiye ve desteğe ihtiyaçları var. Siz değerli taraftarlarımız sezon başından beri bizlere bunu fazlasıyla verdiniz. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğinizi biliyoruz”
“Yine sizlerden beklentimiz zaman zaman medyada bizimle ilgisi olmadan yer alan haberlere itibar etmemenizdir. Hepinizin çok iyi bilmesini istiyorum ki; Trabzonspor’da göreve geldiğim günden bu yana hiçbir zaman problem çıkaran adam konumunda olmadım”
“Görevde olan yönetimlerle hep uyumlu çalıştım. Bundan böyle de bu konumumda bir değişiklik olmayacak. Bizim Trabzonspor`da ne için bulunduğumuz ortada. Bunu kayıtsız şartsız desteğini esirgemeyen ve verdiğimiz mesajları çok iyi algılayan siz sağduyulu taraftarlarımız biliyorsunuz. Aslında gerisi fazla da önemli değil”
“Ancak yine de bazı değerlendirmeler kafalarda soru işaretleri yaratabilir. Ben ilk günden beri yönetim kuruluyla uyumlu bir çalışma süreci yaşanmasına büyük özen gösterdim, göstermeye de devam ediyorum. Kendileriyle bir çok kararı ortak değerlendirmeler sonucunda aldık. Biz önce oyuncularımızla birlikte bir ekip olduk. Daha sonra bütün camiamızı da içerisine alan bir aile haline geldik. Bu ailenin her ferdi sorumluluğunun bilincinde yoluna devam ediyor. Hedeflerimiz belli, amacımız bunlara ulaşmak. Bizim dışımızda yaratılmaya çalışılan gündemlerle de fazla ilgilenmiyoruz. Sizleri de böyle davranmaya çağırıyor, mart ayının hepimize başarı ve mutluluklar getirmesini diliyorum”.
Kaynak: Trabzonspor Dergisi
9 Ağustos, 2008 saat 14:33 yayınlandı
Trabzonspor’un yeni transferi Gustavo Colman İspanyolca dışında farklı bir dil bilmemesinin önemli olmadığını belirterek saha içinde futbolun dilinin tek olduğunu vurguladı. Colman Trabzonspor’un ilk Arjantinli oyuncusu olarak önemli işler başarıp yıllar sonra bile hatırlanmak istediğini söyledi. Trabzonspor Dergisi’nde Nuri Bekar’a ilginç yaşam öyküsünü de anlatan Colman’dan çarpıcı açıklamalar…
Bize biraz kendin hakkında bilgi verir misin?
1985 yılında Pilar’da doğdum. Futbola mahalle aralarında maç yaparak başladım. 13 yaşımdayken mahallenin büyüklerinden biri beni beğenerek birinci ligde mücadele eden Platense Kulübü’ne götürdü. Bu kulübün altyapısında 3 yıl forma giydikten sonra Chacarita Juniors takımına transfer oldum. Bu kulüp benim transfer olduğum yıl ikinci ligden birinci lige yükseldi. Burada 4 yıl kaldım. Birinci ligde toplam 16 maç oynadım. Takımın ikinci lige düşmesinden sonra Belçika’ya transfer oldum.
13 yaşında futbola başladığını söyledin. Bu yaş futbola başlamak için geç değil mi?
Arjantin koşullarına göre iyi bir yaşta futbola başladım. Eskiden ülkede oyuncular 21 yaşlarında futbola başlıyorlardı. Şimdi ise bu rakam 17 -18′e düştü.
Avrupa’da da futbol oynamış bir futbolcu olarak altyapı eksikliğini hissediyormusun? Ayrıca altyapı eksikliğine rağmen Arjantin’den bu kadar yetenekli oyuncuların çıkmasını neye bağlıyorsun?
Chacarita Juniors’da oynadığım dönemde hem çok deneyimli hem de önemli oyuncularla birlikte forma giydim. Onların bana öğrettikleri sayesinde temel futbol eğitimimi aldım. Bir dönem Boca Juniors’ta forma giyen Navaro Montoşa ve Beşiktaşlı Matias Delgado’nun bana büyük katkıları oldu. İkinci soruya gelirsek Arjantin’den çok yetenekli oyuncular çıkıyor. Ayrıca futbolcular ya takım arkadaşlarından ya da takip yeteneği sayesinde kendilerini gösteriyorlar. Ama günümüzde artık altyapıya daha çok önem verilmeye başlandı.
Belçika’nın Germinal Beerschot takımına transfer olarak ilk Avrupa deneyimini elde ettin? Bu dönemde ne tür zorluklar yaşadın?
Pek sorunum yoktu. En büyük problemi dil konusunda yaşadım. Ama oradaki en büyük avantajım benimle birlikte ülkemden 4 oyuncunun daha transfer edilmesiydi. Onun haricinde Kolombiyalı Cruz da bizimle birlikteydi. Kendisi 3 dil biliyordu ve bize çok yardımı oldu. Hatta bu oyuncunun da Trabzonspor’a transferi gündeme geldi ama olmadı. Belçika’da geçirdiğim 2 seneye bakarsak her şey güzeldi diyebilirim. Halimden memnundum. Zaten oradaki performansım iyi olmasa burada olmazdım.
Trabzonspor’a transferin nasıl gerçekleşti?
Belçika Kupası’nda Anderlecht’e karşı bir maç oynadık. 1-1 biten karşılaşmada takımımım golünü ben attım. Çok da iyi oynadığımı düşünüyorum. Bu müsabakayı Trabzonsporlu yöneticiler de izlemiş. Sonradan öğrendiğim bu yöneticilerin tribünde olmasının sebebi takım arkadaşım Cruz’muş. O maç sonrası ikimizi birlikte transfer etmek istediler. Cruz’un transferi gerçekleşmedi. Aslına bakarsanız ben de önce eşim nedeniyle teklife olumsuz cevap verdim. Ama kendisini ikna etmeyi başardım. Arjantin’de bir laf vardır “üçüncüde ikna edersin” diye. Şimdi buradayım.
Buraya gelmeden önce Trabzon ve Türk futbolu hakkında bilgin varmıydı?
Türkiye Ligi’ni televizyondan takip ediyordum. Zaten daha önceki dönemlerde Belçika’da Galatasaray’a karşı bir hazırlık maçında forma giymiştim. 1-0 kazanmıştık. Song o dönem Galatasaray’daydı. Türkiye’de Belçika’ya oranla daha hızlı, daha baskılı, daha ritimli ve güce dayalı bir futbol oynanıyor. İki lig arasında çok büyük fark var.
Bu kadar farklılığın olduğu lige kolayca adapte olabileceğini düşünüyormusun?
Sonuçta Trabzonspor’a transfer oldum. Adapte olmaya mecburum. Gelmeden önce düşündüm, süper lige kendimi adapte ettim.
Trabzon’la ilgili ilk izlenimlerin nasıl?
Benim için inanılmazdı. İnsanların beni havaalanında karşılaşması çok güzeldi. Böyle bir manzara karşısında şaşırdım. Özellikle başkanın bana yönelik tutumu mutluluk vericiydi. Arjantin’de başkan size bir defa merhaba der sonra yüzünü bile göremezsiniz. Başkanımız Sadri Şener Türkiye’ye geldikten sonra benimle 4 gün geçirdi. Beraber gezdik, yemek yedik, teknesiyle birlikte boğazda turladık. Arjantin’de asla böyle bir olay yaşanmaz.
Belçika’da nasıldı?
Aslında orayı anlatmasam en iyisi. Her ikisinin de burayla uzaktan yakından ilgisi yok. İki ülkede de ilgisizlik had safhada. Şimdi benim yapıma uygun bir yere geldim. Mutluyum.
Transferi öncesi birilerinden Trabzonspor hakkında bilgi aldın mı? En azından eski takım arkadaşın Delgado ile görüştün mü?
Kimseyle konuşmadım. Ama bildiğim Trabzonspor’un ülkenin dört büyük takımından biri olduğu ve UEFA Kupası’nda oynadığıydı. Ancak şehir hakkında bir bilgim yoktu. Türkiye’ye geldikten sonra hem İstanbul’u hem de Trabzon’u çok sevdim.
Bu durum senin için bir risk miydi?
Hayır değildi. Ben Belçika’ya da transfer olmadan önce hiçbir araştırma yapmadım. Bana göre bazı başarıları elde etmek için bazı riskleri göze almak gerekir.
İmza töreni sonrası kulübün müzesini gezerken neler hissettin?
Her taraf kupa doluydu. Çok heyecanlandım. O müzeye birkaç kupa kazandırmayı çok isterim. Aksi taktirde (gülüyor) bana da Arjantin yolu gözükür.
Senin açından şu ana kadarki süreç nasıl işledi?
Bu soruya Belçika’yla karşılaştırma yaparak cevap vermek istiyorum. Oraya ilk gittiğimde kendi vatandaşlarım haricinde kimse benim yanıma gelmiyordu. Burada bütün oyuncular ve çalışanlar ilk günden itibaren benimle dil sorunu nedeniyle sağlıklı bir iletişim kuramasalar da yanıma gelip yardımcı olmaya çalıyor. Bu nedenle buradan çok memnunum. Çalışma konusuna gelince antrenmanların benim için ağır geçtiğini söyleyebilirim. Çünkü lig bittikten sonra 2 ay hiç antrenman yapamadım. Bu nedenle bir takım eksiklilikler hissediyorum. Ancak oyun sistemi Belçika’dakinin hemen hemen aynısı. Bu sistemi seviyorum. Ayrıca benim için de çok uygun. Tüm bunların yanında kaptan Hüseyin, Song, Serkan ve Yattara gibi deneyimli ve kaliteli oyuncular bu sistemin içine dahil olunca her şey daha güzel oluyor. Özellikle Yattara’yı çok beğeniyorum.
Trabzonspor forması altındaki hedeflerin neler?
Takımımla birlikte şampiyonluk yaşamak. En kötü ihtimalle Şampiyonlar Ligi veya UEFA Kupası’na katılmak.
Teknik Direktör Ersun Yanal konusundaki izlenimlerin neler?
Kendisi karakter olarak çok iyi. Kazanmayı çok istediğinin farkındayım. Oyuncular nasıl istiyorsa o da öyle istiyor. Duyguları had safhada.
Saha dışında tercüman aracılığıyla dil problemini ortadan kaldırıyorsun ancak saha içinde bu konu senin için sorun olabilir mi?
Öyle bir sorun asla yaşamam. Belçika’da da aynı durumdaydım. Bana göre futbolun dili tektir. Hiçbir sorun yaşamam. Zaten tercümanımdan Türkçe dersler almaya başladım. Ona söylüyorum (gülüyor) bana bu Türkçe’yi iyi öğret yoksa önce seni sonra da beni kovarlar. Tercümanım iyi, kelimeleri öğrenmeye başladım. Etrafımdaki insanları takip ediyorum. Kısa zamanda kendimi ifade edecek duruma geleceğim.
Gelecekle ilgili hedeflerin neler?
Her oyuncu bir yerden başka bir yere giderken geride iyi izler bırakmak ister. Ben burada bir başarı elde edip ayrıldıktan yıllar sonra insanların Colman’ın da içinde bulunduğu kadro şu işi başardı demesini çok istiyorum. Hedefim her zaman daha üst seviyeye yükselmek. Hedeflerimin en başında da Arjantin Milli Takımı’nda oynamak geliyor. Şu ana kadar milli takımın hiçbir kategorisinde forma giyemedim. Bunun nedeni de oyuncuların Boca Juniors ve River Plate gibi birinci sınıf takımlardan seçiliyor olması. Ama ben Trabzonspor’da başarılı olursam milli takım yetkililerinin de dikkatini çekebilirim. Çünkü burayı takip ettiklerini biliyorum.
Türkiye’yi de içine katarak, futbol oynadığın ülkelerdeki kültür anlayışlarının bir tahlilini yapabilir misin?
Belçika’ya gittiğimde ailemle birlikte yeni yaşam tarzına alışmakta zorluk çektik. Çünkü Arjantin’de mahalleden çıkıp öyle bir yere gidip hemen uyum sağlamak kolay değil. Zamanla bu sorunu aştık. Şimdi buraya alışmaya çalışıyorum. Oğlum ve eşim yanımda olacağı için her şey çok güzel olacak. Oğlumu çok özlüyorum. Fotoğrafı yatağımın başucunda duruyor.
Ailede senin dışında futbolcu varmı?
Benim 2 erkek 3 kız kardeşim var. 14 yaşında olan erkek kardeşim Chacarita’da futbola başlayacak. Ağabeyim ise futbola çok düşkün olmasına karşın çalışmayı tercih etti.
Futbolun dışında neler yapmaktan hoşlanırsın?
Müzik dinlemeyi, yemek yemeyi çok seviyorum. Arjantin’de en çok yaptığım şey yemek yemektir. Belçika’da bu konuda çok sorun yaşadım. Etler çok kötüydü. Arjantin’e her gidişimde et yiyordum. Türkiye’de yemekler çok güzel. Trabzon’da Akçaabat köftesi yedim. Çok hoşuma gitti. Aynı benim ülkemdeki gibi. Bunun dışında zamanımın büyük bölümünü ailemle geçiririm. Trabzon gördüğüm kadarıyla sade bir şehir. Benim için gayet uygun bir ortam.
Vücudunun çeşitli bölgelerinde dövmeler var. Bu dövmelerin herhangi bir anlamı var mı?
Sağ bacağımda Hz. İsa’nın resmi var. Altında ismimim baş harfleri bulunuyor. Bunu şans getirsin diye yaptırdım. El bileklerimde anne ve babamın isimleri var. Elimdeki akrebin ise herhangi bir anlamı yok. Omuzlarımdaki ise mitolojik kahramanların yüzleri. Onların beni özellikle nazardan koruyacağına inanıyorum.
Trabzonspor’un ilk Arjantinli futbolcusu olma özelliğini taşıyorsun. Bu konuda neler söylersin?
İlk olmak güzel. Umarım ilk Arjantinli futbolcu olarak takımıma katkıda bulunurum. Ama benim burada ilk olmamdansa bir şeyler verip iz bırakmak daha önemli.
Attığın goller sonrası özel bir sevinç yaşıyormusun?
Gol attığım zaman hiçbir şey düşünemiyorum. Sadece golü bağırarak kutluyorum. Trabzonspor’da bu sevinci fazlasıyla yaşamak istiyorum.
Tam olarak hangi mevkide oynuyorsun?
Orta sahanın göbeğindeki iki oyuncunun önünde veya arkasında görev alabiliyorum. Örnek vermek gerekirse Deco gibi oynuyorum. Gol atmayı çok seviyorum ama asıl işim attırmak. Eski takımımda orta olarak kullanılan serbest vuruşların hemen hemen hepsini ben kullanıyordum.
Kaynak: Trabzonspor Dergisi / Nuri BEKAR